Depremin ilk gününden bu yana sahada görev yapan sağlıkçı ve Ülkem Okuyor Derneği Başkanı Havva Aydanur Ertuğrul, yaklaşık üç buçuk yıl süren zorlu sürecin ardından “yuvam” dediği konteynerle vedalaştı.

Depremin ilk günü sağlıkçı olarak Hatay’a gelen Ertuğrul, çocukların eğitimden kopmaması için çadır okulların açılmasından kütüphanelerin kurulmasına, kalıcı konutların inşasına kadar pek çok çalışmanın içinde yer aldı. Bu süreçte 14 ay çadırda, 21 ay konteynerde yaşamını sürdürdü.
Güvenlik gerekçesiyle konteynerden ayrılmak zorunda kalan Ertuğrul, vedasını şu sözlerle anlattı:
“Burası benim yuvamdı. Sahadan döndüğümde yorgun argın uyuduğum, yemek yediğim, bazen ağladığım, bazen umut biriktirdiğim yerdi. Tenekeydi ama içi hayattı.”
Bu veda, Yaşar Kemal’in “Bir insanı sevmekle başlar her şey” sözlerini hatırlattı.
“Yuva beton değil; emek ve dayanışmadır”
Konteynerlerin çoğu zaman “geçici barınak” olarak görüldüğünü belirten Ertuğrul, depremzedeler için anlamının çok daha derin olduğuna dikkat çekti:
“Bu konteynerlerde çocuklar büyüdü, anneler yemek yaptı, insanlar yas tuttu, umut etti. Yuva dediğimiz şey beton değil; alışkanlık, emek ve dayanışma.”
“Ev yapmak, yarın duygusu vermektir”
Sahada yalnızca barınma değil, kalıcı evler de inşa edildiğini vurgulayan Ertuğrul, bir çocuğun anahtarını eline alıp ‘Burası bizim evimiz’ dediği anın tüm yorgunluğu sildiğini söyledi:
“Ev yapmak, sadece bir yapı inşa etmek değildir; insanlara yarın duygusu vermektir.”
Kütüphaneler: Sessiz ama güçlü bir iyileşme
Kütüphanelerin bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Ertuğrul, “Ev insanın bedeni içindir; kütüphane ruhu için. Enkazdan çıkan çocukların kitapla yeniden bağ kurması, iyileşmenin en sessiz ama en güçlü yoluydu” dedi.

“Bu bir son değil, eşik”
Konteynerden ayrılışın sahadan kopuş anlamına gelmediğini vurgulayan Ertuğrul, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu bir son değil; eşik. Evler tamamlanıyor, kütüphaneler yaşamaya devam ediyor. Mücadele biçim değiştiriyor ama sorumluluk aynı.”
Havva Aydanur Ertuğrul’un konteynerine vedası, deprem sonrası kurulan geçici yaşam alanlarının zamanla nasıl kalıcı bağlara dönüştüğünü simgeleyen güçlü bir hatırlatıcı olarak değerlendiriliyor. Tenekeden yapılan bu yapılar, pek çok insan için ilk kez “ev”, ilk kez “yuva” oldu.

