Resmî Gazete’de 24 Aralık 2025’te yayımlanan 10778 sayılı kararla, 11 ildeki bazı alanların orman statüsünden çıkarılması çevre çevrelerinde tepki topladı. Kararda, orman dışına çıkarılan alanlara karşılık hazine ya da devlet arazilerinden en az iki kat büyüklüğünde yeni alanın ormanlaştırılacağı ifade edilse de, uzmanlar bu yöntemin ekolojik kaybı telafi etmeyeceğini savunuyor.
Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan, ormanların yalnızca ağaçlardan oluşmadığını hatırlatarak, bir ekosistemin başka bir yerde yeniden kurulamayacağını vurguladı. Arslan’a göre ormanlar; toprağı, su rejimi, mikroorganizmaları ve barındırdığı canlı türleriyle birlikte binlerce yılda oluşan bütüncül yaşam alanları. Bu alanların ortadan kaldırılması, özellikle nadir ve tehdit altındaki türler için geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuruyor.
Ormanların iklim kriziyle mücadelede kritik bir işlev üstlendiğini belirten Arslan, alınan kararın uzun vadede su kaynaklarını, tarımsal üretimi ve toplumun gıda güvenliğini riske atacağını söyledi. Ormanların seli ve erozyonu önleyen, yeraltı sularını besleyen doğal bir kalkan olduğuna dikkat çeken Arslan, “Ormanlar ekonomik birer yatırım değil, yaşamın kendisidir” değerlendirmesinde bulundu.
Çevre örgütleri ise kararın yeniden ele alınmasını talep ederek, ormanların korunmasına yönelik bilimsel temelli, şeffaf ve toplumun katılımına açık bir sürecin işletilmesi çağrısı yaptı. Uzmanlara göre, bugünkü tercihlerin bedelini yalnızca doğa değil, gelecek kuşaklar da ödeyebilir.

