Teknoloji gelişti, gazetecilik de değişti. Tablet gazeteciliği, dijital platformlar, saniyeler içinde yayılan haberler… Elbette çağın gerekleri bunlar. Ama kabul edelim: Haberi kâğıt üzerinde okumak bambaşkaydı..
65 yıl önce, 10 Ocak 1961’de yürürlüğe giren 212 sayılı yasa, gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, mesleğe sosyal ve ekonomik güvence sağlayan tarihsel bir adımdı. Bu nedenle 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak ilan edildi.
Bugün ise bu tarih, bayram olmaktan çok uzak; adı sadeleşti ama anlamı da bir o kadar eksildi. Artık yalnızca “Çalışan Gazeteciler Günü” diyoruz. Belki de bayram demeye dilimiz varmıyor.
Teknoloji gelişti, gazetecilik de değişti. Tablet gazeteciliği, dijital platformlar, saniyeler içinde yayılan haberler… Elbette çağın gerekleri bunlar. Ama kabul edelim: Haberi kâğıt üzerinde okumak bambaşkaydı. Yerde bulduğumuz bir gazete sayfasını çömelip okuyacak kadar meraklıydık biz. Haberin kokusu vardı, ağırlığı vardı, sorumluluğu vardı.
Bir zamanlar gazeteciliğin itibarı; kalemin gücüyle, emeğin karşılığıyla, yetenekle ölçülürdü. Eli kalem tutmak bir ayrıcalıktı. Gazetecilik; el yazması sözler üretmek, düşünceyle direnmekti.
O dönem geride kaldı.
Bugün “meret dillerin” getirisi paha biçilemez oldu. Emeğin değeri düştü, kalemin ucu kırıldı. Utanmak sözcüğü çoktan bu mesleğin sözlüğünden çıkarıldı. Oysa hiçbir meslekte, kaybedilen itibar geri kazanılamaz.
Gazetecilik dil değiştirdikçe, topluma yol gösteren rehberlik de el değiştirdi. Ne acıdır ki, toplum içinde kendi sorunlarıyla en az ilgilenen kesim yine gazeteciler oldu.
Son yıllar, meslek dayanışması açısından tam anlamıyla bir gerileme dönemi olarak kayda geçti. Cemiyetler kâğıt üzerinde var; sahada ise yoklar. Yaptırım yok, ses yok, omuz omuza durma yok.
Deprem bölgesindeki çalışan gazeteciler bunun en somut örneği. Büyük yıkımın ortasında, halkın sesi olmaya çalışan gazeteciler kendi kaderlerine terk edildi.
Meydan “Dürümcü Gazetecilere” kaldı!..
Ama kalemi dik olanlar da vardı. Eğilmeden, bükülmeden, yoksulluğa mahkûm edilse bile duruşundan taviz vermeyenler… Mesleğini onuruyla sürdürmeye çalışanlar… Ayakta kalmak için direnenler…
Bugün 10 Ocak.
Çalışan Gazeteciler Günü.
Şimdi soruyorum kendime:
Ne demem gerekiyor?
Kutlu olsun mu?
Belki de bugün kutlama değil, yüzleşme günü.
Belki de bugün, gazeteciliğin neyi kaybettiğini ve neyi yeniden kazanması gerektiğini hatırlama günü.
6 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybeden tüm canlarımızı ve meslektaşlarımızı rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun.

